REKLAM ALANI
REKLAM ALANI

“Kaygı Dünya Kadar Eski”: Psikolog Görkem Anıl Kılboz’dan Belirsizlikle Yaşamaya Dair Çarpıcı Değerlendirmeler

*Günümüz insanını en çok yıpratan duyguların başında gelen kaygı, aslında insanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip. Psikolog Görkem Anıl Kılboz, modern çağın hızla değişen dünyasında belirsizliklerle başa çıkmanın, kaygıyı tamamen yok etmekten değil; onun yönünü değiştirmekten geçtiğini vurguluyor.*

“Kaygı Dünya Kadar Eski”: Psikolog Görkem Anıl Kılboz’dan Belirsizlikle Yaşamaya Dair Çarpıcı Değerlendirmeler
REKLAM ALANI

İSTANBUL- Avcı-toplayıcı toplumlarda aç kalmak, yırtıcı hayvanlara yem olmak ya da kabileden dışlanmak gibi somut hayatta kalma tehditleriyle şekillenen kaygı, bugün yerini farklı endişelere bıraktı: “Ya işimde başarısız olursam?”, “Terk edilirsem?”, “Parasız kalırsam?” ya da “Sevdiklerimi kaybedersem?”

Tehditlerin biçimi değişse de insanın belirsizlik karşısındaki temel tepkisinin binlerce yıldır aynı kaldığını belirten Psikolog Görkem Anıl Kılboz, kaygının modern dünyanın icat ettiği bir duygu olmadığını, insan olmanın doğal bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade ediyor.

Kaygı Çoğu Zaman “Henüz Gelmemiş Bir Güne” Yönelir

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Kaygının önemli bir bölümünün doğrudan yaşanan olaydan değil, o olayın gelecekte doğurabileceği senaryolardan beslendiğini aktaran Kılboz, şu değerlendirmede bulundu:

“Kişi; iş, aile ve ilişkilerinde henüz gerçekleşmemiş durumlar üzerinden yoğun bir zihinsel mücadeleye girebiliyor. İş hayatında hissedilen yetersizlik duygusu bazen gerçek bir eksiklikten değil, geleceğe ve yaşama duyulan güvensizlikten kaynaklanır. Kimi zaman henüz hayatta olan bir yakınının ölümünden aşırı endişe duyan biri, aslında yaşayan birinin yasını bugünden tutmaya başlar ve bugünü kaçırır.”*

Tek Bir Formül Yok: Her Hikâye Kendine Özgü**

Milyonlarca insanın benzer korkuları (kaybetme, aldatılma, başarısızlık) paylaşmasına rağmen herkesin geçmişi, aile yapısı ve olaylara yüklediği anlamın farklı olduğuna dikkat çeken Kılboz, kaygı için “herkese uyan sihirli bir cümle” olmadığını belirtti.

Aynı ailede büyüyen kardeşlerin dahi aynı krize farklı tepkiler verdiğini hatırlatan Kılboz, bu durumun tamamen olaylara yüklenen bireysel anlamlarla ilişkili olduğunu dile getirdi.

“Fırtınayı Durduramayabiliriz Ama Geminin Yönünü Değiştirebiliriz”**

Kaygıyı sıfırlamaya çalışmanın çoğu zaman gerçekçi bir hedef olmadığını vurgulayan Görkem Anıl Kılboz, Logoterapi ekolünden ilham alan yaklaşımını şu sözlerle özetledi:

* **Koşullar her zaman kontrol edilemez:** Ekonomik dalgalanmalar, kayıplar, ayrılıklar ve belirsizlikler hayatın fırtınalarıdır; hepsini durdurmak mümkün değildir.

* **Tutum belirleme özgürlüğü daima vardır:** Karşılaşılan koşullar seçilemese de onlara nasıl bir anlam yükleneceği ve hangi yöne ilerleneceği kişinin kontrolündedir.

* **Merkezi kaygıdan anlama kaydırmak gerekir:** Asıl soru *”Kaygımı nasıl tamamen yok ederim?”* değil; *”Bu kaygıya rağmen yaşamaya değer bulduğum amaç nedir?”* olmalıdır.

Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekli?**

Kaygı, depresyon, obsesif kompulsif belirtiler ve bağımlılık alanlarında danışanlarının bireysel dinamiklerine odaklanan çalışmalar yürüten Psikolog Görkem Anıl Kılboz, kaygının günlük yaşamı, ilişkileri ve işlevselliği belirgin biçimde kısıtlamaya başladığı anlarda profesyonel psikoterapi desteği almanın süreci sağlıklı yönetebilmek adına kritik önem taşıdığını vurguluyor.

Kaygı, depresyon ve benzeri süreçlerde uzman desteğine ihtiyaç duyuyorsanız, alanında uzman terapistlerle güvenle iletişime geçmek için onlinepsikolog.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ